Coğrafyanın En Büyük Sömürgecileri
- Tansu Kırcı
- 17 Tem
- 1 dakikada okunur
Sömürgecilik denildiğinde çoğu zaman aklımıza uzak ülkeler, işgaller ve dış güçler gelir. Oysa bazen bir coğrafyanın en büyük sömürgecileri, o coğrafyayı yönetenler ve onun kaynaklarını kendi çıkarları uğruna kullananlardır.
Bu ülkenin doğal zenginlikleri, emeği ve ortak birikimi yıllardır belirli çıkar gruplarına aktarılıyor. Siyaset ile sermaye arasındaki çıkar ilişkileri, kamu yararını ikinci plana iterek toplumun ortak değerlerini ve kaynaklarını belirli kesimlerin hizmetine sunuyor. Servet büyürken yoksulluk derinleşiyor; rant artarken kamusal fayda giderek azalıyor.
Daha fazla para, daha fazla mülk ve daha fazla güç uğruna; ormanlar, kıyılar, tarım alanları, kentler ve yaşam alanları geri dönüşü zor biçimde tahrip ediliyor. Bunun bedelini ise bu coğrafyada yaşayan milyonlarca insan ödüyor.
Üstelik bu düzen yalnızca ekonomik araçlarla değil, toplumsal değerler üzerinden de kendini yeniden üretiyor. İnanç, vatan sevgisi, bayrak ya da tarihi kişiler; toplumun ortak değerleri olmaları gerekirken zaman zaman siyasi ve ekonomik çıkarları meşrulaştıran araçlara dönüştürülebiliyor. Oysa bu değerler, hiçbir iktidarın, grubun ya da sermaye çevresinin mülkü değildir. Onlar toplumun ortak mirasıdır ve hiçbir sömürü düzeninin kalkanı haline getirilmemelidir.
Gerçek vatanseverlik; bu ülkenin insanını, doğasını, emeğini ve geleceğini korumaktır. Gerçek sorumluluk ise ortak değerleri kullanarak ayrıcalık üretmek değil, o değerlere yakışır şekilde adaletli ve hesap verebilir bir düzen inşa etmektir.
Bir toplum ancak sorguladığı, hesap sorduğu ve ortak değerlerinin istismar edilmesine izin vermediği ölçüde özgürleşebilir.
Yorumlar