
SANATÇI TANSU KIRCI’NIN “TAŞIN BELLEĞI” BAŞLIKLI ILK KIŞISEL SERGISI, MEKÂN, BELLEK VE KIMLIK ARASINDAKI ILIŞKIYE ODAKLANIYOR. MEKÂN ALGISI VE TAŞA BAKIŞI, ÇOCUK YAŞTA TANIK OLDUĞU 17 AĞUSTOS 1999 DEPREMI TARAFINDAN BELIRLEYICI BIÇIMDE ŞEKILLENEN SANATÇININ ESERLERINDE MERDIVEN, KAPI VE KORIDOR GIBI GEÇIŞ FORMLARI, BIREYIN KENDINI TANIMA SÜRECININ VE VAROLUŞUN SÜREKLI DÖNÜŞEN DOĞASININ METAFORLARI OLARAK BELIRIYOR. KIRCI, TAŞI YALNIZCA BIÇIM VERILEN BIR MALZEME DEĞIL, COĞRAFYANIN KOLEKTIF BELLEĞINI TAŞIYAN BIR TANIK OLARAK ELE ALIYOR. TAŞIN DAMARLARI, KIRIKLARI VE DIRENÇ NOKTALARI, ESERIN OLUŞUM SÜRECINE YÖN VERIYOR. BU KARŞILAŞMA, INSAN IRADESIYLE DOĞANIN SINIRLARI, BUGÜNÜN DENEYIMIYLE TARIHSEL SÜREKLILIK ARASINDA KURULAN BIR DIYALOĞA DÖNÜŞÜYOR. SANATÇININ ÜRETIMINDE, YAŞADIĞI COĞRAFYANIN KADIM UYGARLIKLARINDAN MIRAS KALAN KÜLTÜREL BIRIKIMLE BUGÜNÜN KIMLIKSIZLEŞEN KENT YAPISI ARASINDAKI GERILIM GÖRÜNÜR HÂLE GELIYOR. HALIÇ SANAT 1’DE ZIYARETE AÇILAN “TAŞIN BELLEĞI”, IZLEYICIYI ŞU SORUYLA DÜŞÜNMEYE DAVET EDIYOR: “BIR TOPLUM, UNUTTUĞU TAŞLARIN AĞIRLIĞINI NE KADAR TAŞIYABILIR?”
HALIÇ SANAT 1'DE DÜZENLENEN SERGI, 13 KASIM 2025 – 15 ŞUBAT 2026 TARIHLERINDE PAZARTESI HARIÇ HER GÜN 10.00 – 17.00 SAATLERI ARASINDA ÜCRETSIZ OLARAK ZIYARET EDILEBILIR.
What defines one's self is the awereness of being the creator of action. Memories are traces of the past and these traces can be seen in many historical elements. The side of the human being looking to it’s past, It is the social memory that will make the unity possible among all human. On the other hand, the promise is the thing makes change possible and it quides us to the future. But there is a dialectical relationship between them. Although we connect with the future with words, remembering it will take us to memory, that is, to the past. The awareness of being the subject of actions makes self-consciousness possible. Being oneself is an active event, a practice. One does not begin by being itself, one lives to be itself by finding itself throughout life. In symbols, metaphors, historical events, architectural works, that is, in all human formations, the “I” loses itself and finds itself again. What makes the otherness in one possible is the otherness in the other.
İnsanın kendisini tanımlayan şey eylemin faili olarak kendi olduğunu hatırlamasıdır. Bellek geçmişin izleridir ve bu izlere birçok tarihi unsurda rastlayabiliriz. İnsanın geçmişe bakan tarafı olan kendisinde aynılığı mümkün kılacak olan şey bellektir. Diğer taraftan değişimi mümkün kılan verdiği sözdür, vaattir, bu bizi geleceğe yönlendirir. Fakat ikisi arasında diyalektik bir ilişki söz konusudur. Söz ile birlikte gelecekle bağ kursak da, onu hatırlamamız bizi belleğe yani geçmişe götürecektir. Eylemlerinin öznesi olduğunu bilmesi insanın kendilik bilincini mümkün kılar, kendisi olabilmesi ise aktif bir olaydır, bir pratiktir. İnsan kendisi olarak başlamaz, izlerini yorumlayarak kendi olma amacıyla yaşar. Sembollerde, metaforlarda, tarihsel olaylarda, mimari yapıtlarda, yani insani tüm oluşumlarda “ben” kendini yitirir, tekrar bulur. Kendisindeki başkalığı mümkün kılan ise karşıdaki başkalıktır.










